Sık Sorulan Sorular (SSS)

2008 yılında Muhammed Culha önderliğindeki, bir grup gönüllü tarafından kurulmuştur.

Bereket Derneği öncelikle eğitim ve insani yardım çalışmaları başta olmak üzere; bölge, inanç, dil, ve ırk ayrımı yapmaksızın dünyanın herhangi bir yerinde sıkıntıya düşmüş, felakete uğramış, zulüm görmüş, aç veya açıkta kalmış; savaş, tabii afet gibi sebeplerle mağdur olmuş; evsiz, yurtsuz, tüm insanlara insani yardım ulaştırmak ve iyiliğin, güzelliğin, adil ve faydalı olanın yaşanması ve yaşatılması gayretiyle Allah Rızasına matufen çalışan ve bu ilkeleri amaç edinen bilinçli nesilleri yetiştirmeyi amaçlamaktadır.

Derneğimizin herhangi bir ideolojik hareket veya siyasi parti ile bağı bulunmamaktadır. Bereket Derneği İslam’ın vakıf müessesi özelliklerini taşımaktadır ve Türk hukuk sistemi içerisinde kurulmuş olan bir kurumdur. Kuruluşumuzun amacı; eğitim ve insani yardım çalışmaları ile tüm insanlığa fayda sağlayacak işler yapmaktır. Toplumun tüm kesimlerinden kişiler Bereket Derneği’nin gönüllüsü ve bağışçıları arasında yer almaktadır.

Bereket Derneği bugüne kadar ihtilaf veya şüphe doğuracak hiçbir proje ve faaliyetin içerisinde yer almamış, tüm bağışçıları ve gönüllülerinin duyduğu güvenle kısa sürede ülkemizin öncü kuruluşları arasında yer almayı başarmıştır. Ayrıca derneğimiz faaliyetleri ve mali hareketleri İçişleri Bakanlığı ve İlgili Dernekler Müdürlüğünce, ayrıca bağımsız bir denetim kuruluşu tarafından da düzenli olarak denetlenmektedir.

Bereket Derneği bağışçıları ve gönüllülerinin desteğiyle çalışmalarını yürütmektedir. Finansal harici bir kaynağı yoktur.

Bereket Derneği Genel Başkanı Erol Ersoy’dur.

Onursal Başkan Mehmet Muhammed Culha, Yönetim Kurulu Başkanı Erol Ersoy, Başkan Yardımcısı Mehmet Demir, Üyeler: Hasan Yazıcı ve Mecid Yeşilyurt’tur.

Bereket Derneği Genel Merkezi: Üçevler mah. 946.sokak no:52 Esenyurt – İstanbul 0(536) 067 33 84 – 0(507) 830 59 02

Derneğimiz Muhammed ( Mehmet) Culha hocamız tarafından kurulmuştur. Hizmet noktasında hiçbir fert gözetmeksizin ehli sünnet çizgisindeki bütün Müslüman kardeşlerimizle birlikte olmaktayız. Siyesetin üstünde bir hizmet veren bir kurum olarak devam etmektedir.

Bereket Derneği resmî yetkili kurumlar tarafından düzenli olarak denetlenmektedir. Ayrıca tüm faaliyet raporlarımız, özellikle yardım program ve projelerimizle ilgili dokümanlarımız gerekli görülen her durumda incelenebilir. Bağışçılarımız dilerlerse yurt içinde veya yurt dışında yapmış olduğumuz faaliyetleri yerinde gözlemleyebilir. Ancak denetleme yapmak isteyen özel kişi ve kurumların masrafları vakfımızca karşılanmaz. Özel kişiler kendi masraflarını karşılayarak bütün çalışmalarımızın denetimlerinde bulunabilirler.

Su Kuyusu, Kurban Bağışı, Kur’an-ı Kerim Bağışı, İnsani Yardım Faaliyetleri

Türkiye tarihi, değerleri ve coğrafi gereklilikleri sebebiyle tüm zamanlarda insanlık adına umut olan ülkedir. Asya’da, Afrika’da, Körfez ve Balkan ülkelerinde ecdadımızın izleri, tarihimizin bize yüklediği anlam ve emanetleri vardır. Bu sebeple hiçbir ayrım gözetmeden insana değer veren ve merkeze alan anlayışla Bereket Derneği mazluma el uzatmak, kimsesize, afetzedeye, savaş mağdurlarına sahip çıkmak vazifesini kendine borç bilmiştir.

Yurt dışında gerçekleştirilen projelerin bazıları bizzat Bereket Derneği görevlileri tarafından takip edilmekte bazıları ise bölgede bulunan, bölgeyi iyi tanıyan partner kurumlarla iş birliği içinde yürütülmektedir. Partner kurumlar ve Bereket Derneği görevlileri, buralarda gerçekleştirilen projelerle ilgili raporlar hazırlayarak yapılan çalışmaları daima denetlemektedir.

Çalışmalarımızın birçoğu yurt içinde yapılmaktadır.

Bereket  Derneği yardım çalışmalarında din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmamaktadır. En önemli önceliğimiz insandır. Ancak bugün planlı ve bilinçli olarak savaş ve işgal ile karşı karşıya bırakılan topluluklara bakıldığında bu bölgelerin yoğunlukla Müslümanların yaşadığı bölgeler olduğu görülebilir. Çalışmalarımızda önceliğimiz her zaman ihtiyaç sahiplerine yardım etmektir. Örneğin kıtlık nedeniyle Afrika’ya yardım götürüldüğünde Müslümanların yanı sıra diğer din ve inanışlara mensup olanlara da yardım edilmektedir. Aynı şekilde Asya ve Afrika’da açtığımız binlerce su kuyusu Müslümanların yanı sıra diğer inançlara sahip insanlara da hizmet vermiştir.

0536 067 33 84 – 0507 830 59 02

Web sitemizdeki hesap numaralarımıza havale-eft yaparak, 0536 067 33 84 numaralı çağrı merkezimizi arayarak yada dernek merkezlerimize gelerek makbuz karşılığında bağışınızı gerçekleştirebilirsiniz.

  • Bereket Derneği merkezlerine gelerek elden nakdi bağışta bulunabilirsiniz.
  • Online bağış sistemini kullanarak internet üzerinden bağış yapabilirsiniz.
  • Bağışınızı sitemizde yer alan banka hesap numaralarına havale/EFT ile gönderebilirsiniz.
  • 0536 067 33 84 numaralı telefondan çağrı merkezimize ulaşarak bağış yapabilirsiniz.
  • Tüm Operatörlerden BEREKET10 yazıp 8071 hattına SMS göndererek 10TL bağışlayabilirsiniz.

Bağışınızı yaparken bırakacağınız cep telefonu numarasına bağış bilgileriniz iletilecektir. Ayrıca 0536 067 33 84 numaralı telefondan derneğimizi arayarak bağışınızla ilgili bilgi alabilirsiniz.

Evet, bize ait.  8071 hattından gönderilen mesajlardan 10 TL bağışınız bize ulaştırılıyor.

Operatörle yapılan anlaşmalar gereğince herhangi bir kesinti olmuyor.

Bilgi amaçlı gönderilen smslerin gelmesini istemiyorsanız 0536 067 33 84 numaralı telefondan derneğimizi arayıp iptalini sağlayabilirsiniz.

Yardım çalışmaları prensiplerimiz gereği ikinci el ürünleri kabul edemiyoruz.

Yurt dışından göndereceğiniz bağışları euro veya dolar hesaplarımıza SWIFT kodu ile birlikte EFT yapabilirsiniz. Kredi kartı kullanıyorsanız online bağış yapabilirsiniz.

0536 067 33 84 numaralı telefondan derneğimizi arayarak daha önce yaptığınız bağışlarınızı öğrenebilirsiniz.

Dolu kumbaralarınızı teslim etmek veya boş kumbara talep etmek için 0536 067 33 84 numaralı telefondan derneğimizi arayabilirsiniz.

Online olarak yaptığınız bağışları kredi/banka kartınızla yaptığınız için makbuz kesilememekte, kart ekstreniz geçerli olmaktadır. Söz konusu bağışlarda 7 numaralı kurumlar vergisi genel tebliğ maddesine istinaden banka dekontları bağışın belgelendirilmesi için yeterlidir. Ayrıca bağış makbuzu kesilmesine gerek yoktur.

Derneğimize gayrimenkul bağışı yapılabilmektedir. Bağışlanan gayrimenkulün kullanımıyla ilgili olarak bağışçı tarafından özel bir şart belirtilmemişse tüm menkul veya gayrimenkul bağışlar ile nakdi bağışlar vakfımızın ülke ve bölgelerde tespit ettiği ihtiyaç durumuna göre hazırladığı projelerin hayata geçirilmesinde kullanılmaktadır. Bağışlanan gayrimenkul için özel bir şart belirtilmişse (medrese, cami vb.) bağışın geliri o yönde kullanılmaktadır.

Şartlı bağışta bulunacak bağışçımız bağışını bankadan yapıyorsa açıklama kısmına mutlaka şartını yazarak, bağışını telefon üzerinden yada merkezimize gelerek elden yapıyorsa görevli arkadaşımıza şartını bildirerek bağışının istediği alanda kullanılmasını sağlar.

Müslümanlar olarak, diğergâmlık duygularımızı hep canlı tutmak ve neslimizi bilinçli bir şekilde geleceğe hazırlamak durumundayız. Bunun yanı sıra Müslümanların Ehl-i Sünnet çizgisinde varlığını devam ettirebilmesi için, İmanını ve İslam ahlakını koruması çok önemlidir. Bu yolda gösterilecek çabayı önemsiyor ve değer veriyoruz.

Çocuklarımızın eğitim seviyesinin yükseltilmesi, faziletli ve erdemli bir toplumun oluşturulması, dini ihtiyaçlarının giderilmesi, nitelikli ve bilgili bir neslin yetiştirilmesi ve kimliğimizin muhafazası için insanları hafızlık kurumuna teşvik eden çalışmalar gerçekleştiriyoruz.

Bir hafız veya hafizenin aylık eğitim burs bedeli 250 tl dir. Ortalama 24 ayda bir talebe hafızlığını tamamlamaktadır.

Evet. Kız hafize talebelerimizin eğitimine destek olmak için tıklayınız.

Hayır. Hafızlık gibi kıymetli bir yolculuğa gönüllü olan hiçbir kardeşimizden yada ailesinden ücret talep edilmemektedir.

Bir hafızlık talebesi ortalama 18 ayda hafızlığını tamamlamaktadır. Hafız talebelerimizin aylık 250 tl bağışlayarak eğitim burslarını üstlenebilir, 300 liraya bir hafızı veya 350 liraya bir hafize talebemizin kıyafetlerini üstlenerek bir Kuran elçisini giyindirebilirsiniz. Ayrıca 300 tl bağışlayarak bir hafıza bayramlık hediye edebilir, mutluluğuna vesile olabilirsiniz. Bağış için tıklayınız.

İbtida Hafızlık Eğitimi (Hazırlık Bölümü)
Kur’an-ı Kerim; Yüzüne okuma becerilerinin arttırılması
Talim; Kur’an-ı Kerim’in tecvide uygun olarak okunması, ses bilgisi
Tecvid; Her harfin hakkını vererek ağızdan doğru bir şekilde çıkarılması
Meharic-i Huruf; Harflerin ağızdan çıkış yerlerinin öğretilmesi
Tashih-i Huruf; Harflerin doğru bir şekilde okunması

Yukarıdaki bu eğitimleri alan hafız adaylarımız hocaları tarafından Yasin-i Şerif, Tebareke, Amme Cüzü ile 10 Aşr-ı Şerif ezberlemek sureti ile sınava tabi tutulur. Sınav neticesinde hafızlık yapmaya elverişli olan öğrencilerimiz medreselerimizin hafızlık bölümüne alınır.

Hafızlık Eğitimi
Ezber; Kur’an-ı Kerim’i belirli bir metodla ezberlemek
Kıraat; Kur’an-ı Kerim’in farklı okunma çeşitlerinin eğitimi (ses eğitimi)
Pratik Arapça; Öğrencilerin Fasih Arapça ile konuşma becerilerinin arttırılması
Hüsn-ü Hat; Öğrencilerin el becerilerinin geliştirilmesi yeteneklerinin arttırılması

Bu eğitimleri başarı ile tamamlayan talebelerimiz, hafızlık icazetlerini alarak medreselerimizdeki bir üst seviye olan ve İslami İlimler alanındaki eğitimleri için Arapça Medreselerimize alınırlar.

Hafızlık talebeleri hem okula gidip hem de İslami eğitimlerini görmektedir. Hem hafız hem mühendis, hem hafız hem doktor, hem hafız hem öğretmen gibi iki kanatlı; donanımlı, nitelikli, ilim, irfan, erdem hazinelerinden nasiplenmiş nesiller yetiştirilmesi hedeflenmektedir.

Seçici kurulumuz tarafından yeterliliği tespit edilen, denkliği ve kabulü olan medreselerden yada İslami İlimler Fakültelerinden eğitim görmüş kişiler hoca kadrosuna alınmakta, öncelikle eğitmen eğitimine tabi olup ardından talebe yetiştirilmesi görevine getirilmekteler. Ayrıca talebe olarak eğitime başlayan ve ilimlerini alarak hocalık vasfını kazanan kardeşlerimiz de ilgili medreselerde görevlendirilmektedir.

Dünyada her 10 kişiden biri suya erişemiyor. Kuraklık, yokluk, hızlı nüfus artışı ve kirlilik içilebilir temiz su kaynaklarını tehdit ediyor. Milyarlarca insanın sağlıklı suya sahip olamadığı dünyamızda kitlesel hastalıklar giderek artıyor. Temiz su kaynaklarının azalması için ciddi ve uygulanabilir önlemler alınmazsa insanların karşı karşıya olduğu tehlikeler daha da artacak.

Bereket Derneği olarak Afrika kıtasında su sıkıntısı problemi yaşayan milyonlarca insanın her türlü ihtiyacını giderebileceği temiz suya ulaşabilmesi için çalışmalar yapıyoruz.

Bereket Derneği olarak Afrika kıtasında su kuyusu açmaktayız.

Bereket Derneği bağışçılarının desteğiyle bugüne kadar Afrika ve Asya’da 5 su kuyusu açarak binlerce insanın yüzünde tebessüm, dilinde dua, yaşamında ferahlığa vesile olmuştur.

Su kuyusu çalışmaları yaklaşık 3 ay sürmektedir. Bölge ve o bölgeden yaşanabilecek sıkıntılara göre bu süre değişiklik gösterebilir.

Bağışlarınızla açılan su kuyularının denetim ve takibi ekiplerimiz tarafından yapılır. Su kuyusu açılan bölgelerde sorumlu kişiler belirlenir ve arıza durumunda müdahale edilir. Su kuyularının herhangi birinden arıza bilgisi ulaştığında, tamirat ve benzeri sorumluluklar yerine getirilir. Yapılan denetimler sonucu üç yılı aşmış olan su kuyularında tespit edilen arızalar için tamirat projeleri yapılır.

Afrika’da açtığımız su kuyuları derinliği, coğrafi koşulları, hizmet vereceği nüfusa göre büyük-küçüklük seçenekleri sebebiyle farklılık göstermektedir. Bu doğrultuda su kuyuları 15.000 TL’ye açılmaktadır.

Su kuyusu projesi nihayete erdiğinde bununla ilgili hazırlanmış olan bir adet su kuyusu fotoğrafının bulunduğu fotoğrafın plaketi ve yapımından açılışına kadar olan sürecin çekimlerinin bulunduğu usb bellek tarafınıza teslim edilmektedir.

Evet bulunabilirsiniz. Dilediğiniz miktarda bağış yaparak su kuyusu projelerine destek verebilirsiniz. Bağışlarınız ortak bağışlı su kuyularında kullanılır.

Evet açtığınız su kuyusuna dilediğiniz ismi verebilirsiniz.

Bereket Derneği’ne vereceğiniz zekat, fitre ve sadakalar; dinimizce kendilerine verilebilmesi mümkün olan kişi ve çalışmalarda kullanılmaktadır. Zekat ve fitreler doğrudan talebeler ve ihtiyaç sahiplerine aktarılmakta, sadakalar ise derneğimiz eğitim ve insani yardım çalışmalarında değerlendirilmektedir.

2020 yılı fitre alt sınırı 27 TL olarak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenmiştir. Bereket Derneği’ne emanet edeceğiniz fitreleriniz doğrudan talebeler ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacaktır.

Bir kimsenin zekât vermekle mükellef olması için Müslüman, hür, akıllı, büluğ çağına erişmiş olması; borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı mahiyette yani kazanç sağlayıcı nitelikte ve üzerinden bir yıl geçmiş nisap miktarı mala sahip olması gerekir.

Zekât ve fitrenin kimlere verilebileceği Kur’an-ı Kerim’de belirlenmiştir. (Tevbe Sûresi, 60) Bunlar; fakirler, düşkünler, esaretten kurtulacaklar, borçlu düşenler, Allah yolunda cihada koyulanlar (mukaddesatı korumak için mücadele verenler, ilim tahsil edenler), yolda kalmış olanlar, zekât toplamakla görevlendirilen memurlar ve müellefe-i kulûb adı verilen, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen kimselerdir.

Zekât ve fitrenin, Tevbe suresinin 60. ayetinde sayılanlar dışında kalan kişi ve kuruluşlara verilmesi caiz değildir. Ayrıca zekât verilecek kişi, bu şartları taşısa bile zekât mükellefleri; 1) ana, baba, büyük ana ve büyük babalarına, 2) oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklarına, 3) Müslüman olmayanlara, 4) karı-koca birbirlerine zekât veremez.

Nisap, zekât, sadaka-i fıtır ve kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür. Nisap, asgarî zenginlik ölçüsü şeklinde de tanımlanabilir. Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak bu kadar mala sahip olan kişi dinen zengin sayılır. Böyle bir kişi, zekât veya sadaka alamayacağı gibi; sadaka-i fıtır vermek ve kurban kesmekle de yükümlü olur. Borçtan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olan bu malın artıcı olması ve üstünden bir yıl geçmesi hâlinde zekâtının verilmesi gerekir. Zenginliğin asgari sınırı olan “nisap” Hz. Peygamber tarafından belirlenmiştir. Bu asgarî sınırlar, o dönem İslam toplumunun ortalama hayat standardını ve zenginlik ölçüsünü göstermektedir. Hadislerde belirlenen nisap miktarları şöyle sıralanabilir: 80,18 gr. altın veya bunun tutarında para veya ticaret malı; 40 koyun veya keçi, 30 sığır, 5 deve. Nisap miktarının belirlenmesinde kullanılan bu malların, o dönemin en yaygın zenginlik aracı olduğu açıktır. Nisabın bu mallar üzerinden belirlenmesi, sosyal ve ekonomik şartların fazla değişmediği ileriki dönemlerde de aynen korunmuştur.

Havaic-i asliyye, temel ihtiyaçlar demektir. Fıkhi değerlendirmelerde temel ihtiyaçları karşılayan, bu yüzden de zekâta tabi olmayan maddi varlıklar havaic-i asliye olarak ifade edilir. İslam’da diğer bedenî ve malî yükümlülüklerde olduğu gibi, zekâtta da mükellefin durumu göz önünde bulundurularak, ona makul ve taşınabilir bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu nedenle İslam bilginleri, zekât ve sadaka-i fıtr ile yükümlü olmak için, kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin temel ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı mala sahip olma şartını aramışlardır. Temel ihtiyaç miktarı mal, kişinin yaşaması için zarurî olan miktardır. Temel ihtiyaç maddeleri insanın hayat ve hürriyetini korumak için muhtaç olduğu şeylerdir. Bunlar, genel olarak, nafaka, oturulan ev, ev eşyası, ihtiyaç duyulan elbise, borç karşılığı mal, sanat ve mesleğe ait alet ve makineler, binek taşıtları, ilim için edinilen kitaplar gibi eşyadır.

Sanat ve mesleğin icrası için gerekli olan araç gereç, makine ve malzemeler, aslî ihtiyaçlardan olup bunların zekâtının verilmesi gerekmez. Ancak, kendi mesleğinin icrası için değil de, ticaret için üretilen veya ticari amaçla alınıp satılan araç-gereç, malzeme ve makinelerin zekâtının verilmesi gerekir.

Asıl olan kişinin üzerine terettüp eden zekâtı ödemesidir. Bu itibarla, zekât bir defada ödenebileceği gibi, taksitle de ödenebilir.

Oruç ve hac ibadetlerinde olduğu gibi zekât konusunda da kameri ay hesabı uygulanır. Zekâtın farz olması için nisap miktarı malın üzerinden bir kameri yılın geçmesi gerekir. Buna rağmen mal sahibi dilerse vakti gelmeden önce de nisap miktarına ulaşan malının zekâtını verebilir.

Zekât vermenin belli bir zamanı olmayıp, farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur. Zekât vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekâtlarını vermeleri uygun olur.

Ticaret mallarının zekâtı, malın değeri üzerinden hesaplanıp parayla verilebileceği gibi, malın kendi cinsinden de verilebilir.

Kâr amacıyla alınıp satılan mallara “ticaret malları” denir. Borçtan ve aslî ihtiyaçlarından fazla 80.18 gr. altın değerinde ticaret malına sahip olan kişinin, bu malın elde edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde, kırkta bir (%2,5) oranında zekâtını vermesi gerekir. Zekât, ileride elde edilmesi muhtemel kârdan değil, mevcut sermayeden ödenmesi gereken mali bir ibadettir. Bu itibarla, ticaret malının zekâtı verilirken, kârsız olarak zekâtının verildiği tarihteki değeri esas alınır.

Geri ödeneceği kesin olan alacakların, her yıl alacaklı tarafından zekâtlarının ödenmesi gerekir. Alacak tahsil edilmeden önce zekâtı verilmemişse, tahsil edildikten sonra, geçmiş yıllara ait zekâtlar da ödenmelidir. İnkâr edilen veya geri alınma ihtimali olmayan alacakların her yıl zekâtının verilmesi gerekmez. Şayet böyle bir alacak daha sonra ödenirse, alacaklı bu tarihten itibaren zekât mükellefi olur; geçmiş yıllar için zekât ödemez.

Odun, kamış (şeker kamışı hariç) ve ottan başka topraktan elde edilen her türlü ürünün, nisap miktarına ulaşması hâlinde (yaklaşık 650 kg.) zekâtının verilmesi gerekir. Yüce Allah; “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan infak edin…” (Bakara, 2/267); “Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O’dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devrilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am, 8/141) buyurmaktadır. Hz. Peygamber de, “Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde onda bir; kova (el emeği) ile sulananlarda ise yirmide bir vardır.” buyurmuştur (Buhârî, “Zekât”, 55). Hadiste de belirtildiği gibi, mahsulün zekâtının verilmesinde toprağın işlenmesi ve su kullanımı esas olarak alınmaktadır. Buna göre toprak emek sarf edilmeden yağmur, nehir, dere, ırmak ve bunların kanallarıyla sulanıyorsa, çıkan mahsulün 1/10’i; kova, dolap gibi emekle veya suyun ücretle alınması, motorla sulama gibi masraf gerektiren bir yolla sulanıyorsa 1/20’i zekât olarak verilir.

Malın zekâtı, kendi cinsinden verilebileceği gibi belli olan başka maddelerden de verilebilir. Buna göre, hayvanların zekâtını vermek isteyen kimse, kendi cinsinden verebileceği gibi, değerleri üzerinden de verebilir. Ancak fakirin yararına olanı tercih etmek daha uygundur.

Altın ve gümüş dışındaki ziynet eşyaları zekâta tabi değildir. Altın ve gümüşten yapılmış ziynet eşyaları ise, zekât için gerekli diğer şartları da taşıdığı takdirde zekâta tabidir. Bu itibarla altından yapılmış ziynet eşyaları, 80.18 gr. veya daha fazla ve üzerinden bir yıl geçmiş ise zekâta tâbidir.

Fiilî olarak bir şirketin ortağı olan kişi, şirketin büro, alet vb. duran varlıkları dışındaki dönen varlığından kendi hissesine düşen miktarın, nisaba ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde zekâtını vermesi gerekir. Sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin; duran varlıkları (üretim aletleri, makine vb.) zekâttan muaf; borçlar, malzeme, işçilik, üretim, pazarlama, yönetim, finansman vb. giderlerin maliyet hesapları yapılıp çıkarıldıktan sonra dönen varlıkları (yarı mamul ve üretilmiş mallar, hammaddeler, nakit para, çek vs.) ise net kâr ile birlikte % 2,5 (Kırkta bir) oranında zekâta tabidir.

İslam’da zekât ve fitrenin, kişilerin sınıf ve meslek gruplarına bakılmaksızın, kimlere verilip verilemeyeceği açıkça belirlenmiştir. Bu itibarla, belli bir geliri olduğu hâlde, bu geliriyle asgari temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve başka bir mal varlığı da bulunmayan kişilere zekât verilebilir.

Aldıkları zekât ve fitreleri bir fonda toplayıp bunu yalnızca Tevbe suresinin 60. ayetinde belirtilen yerlere sarf ettikleri bilinen ve kendilerine her bakımdan güvenilen kimseler eliyle yönetilen dernek, kurum ve yardımlaşma fonlarına zekât ve fitre verilmesinde dinen bir sakınca yoktur.

Zekâta tabi olma açısından altındaki ayar farkı önemli değildir. Çünkü hangi ayarda olursa olsun, sonuç itibariyle altın hükmündedir. Buna göre farklı ayarda da olsa bütün altın çeşitleri tek başlarına veya diğer ayardaki altınlarla birlikte toplam ağırlıkları 80,18 grama ulaştığında, diğer şartları da taşıması hâlinde zekâta tabidir. Bu durumda farklı ayarlardaki altınların zekâtı, değerleri üzerinden hesaplanarak, % 2,5 oranında verilir.

Aslî ihtiyaçlar; ev, ev eşyası giyecek, ulaşım aracı ve yiyecek gibi hayatın güvenli ve sağlıklı bir şekilde devamı için gerekli olan şeylerdir. Bu ihtiyaçları temin etmek için biriktirilen paralarla onları karşılamak üzere sözlü ya da yazılı herhangi bir taahhüde girilmişse o takdirde bu paralardan zekât vermek gerekmez. Çünkü sözlü ya da yazılı taahhüde girildiğinde bu para, artık temel ihtiyaç için harcanmış demektir. Ancak böyle bir taahhüde başlanmamış paranın, nisap miktarına ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde, zekâtının verilmesi gerekir.

Akıllı olmayan ve büluğ çağına ermemiş olan kişiler, dinen mükellef olmadıklarından zekât ile sorumlu değildirler. Ancak, zenginlerin malında fakirlerin hakkı olduğu için, zengin olan çocuk ve deliler kendileri mükellef olmasa da, veli veya vasilerince bunların mallarından zekât verilmelidir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de; “Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır” buyrulmaktadır. (Zâriyât, 51/19)

Babası ile birlikte oturan kimsenin kendi şahsına ait ayrı malı bulunur ve zekât için gerekli şartları taşırsa bu kişi zekât vermekle yükümlü olur. Ancak babası ile mallarını ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi, zekâtla yükümlü olur.

Zekât, bizzat elden verilebileceği gibi, vekâlet veya havale yoluyla da verilebilir. Burada önemli olan, zekâtın alacak kişiye ulaşmasıdır.

Vergi bir vatandaşlık görevidir; zekât ise dinî bir yükümlülüktür.  Ayrıca zekât ile vergi; mükellefiyet, temel gaye, oran, miktar ve harcanacağı yerler (Tevbe, 9/60) bakımından birbirinden farklıdır. Bu itibarla, devlete ödenen vergiler zekât yerine geçmez. Zekâtın ayrıca verilmesi gerekir.

Kocası ölmüş ise üvey anneye, büluğ çağına erişip evden ayrılmış ise üvey çocuklara ve üvey babaya, fakir olmaları hâlinde zekât verilebilir. Çünkü bunlarla zekâtı veren kişi arasında usul (bir kimsenin anası, babası, dedeleri) ve füru (çocukları ve torunları) ilişkisi olmadığı gibi, zekât veren şahıs bunlara bakmakla yükümlü de değildir.

Fakir olan damada zekât verilebilir. Koca eşine bakmakla yükümlü olduğundan, kişinin gelinine zekât vermesi dolaylı olarak kendi oğluna zekât vermesi gibidir. Bu itibarla, geline zekât vermek- geçerli olmakla birlikte- uygun değildir.

Zekât mükellefi, kime zekât verdiğini araştırmalıdır. Araştırma sonucu zekât verilebilecek kişilerden olduğu kanaatine vardığı birisine zekât verir. Daha sonra bu kimsenin zekât verilecek kişilerden olmadığı ortaya çıkarsa, zekâtı geçerli olur. Araştırma yapmaksızın zekât verir ve daha sonra bu kimsenin zekât verilebilecek kişilerden olduğu ortaya çıkarsa, zekâtı geçerli olur; ancak böyle olmadığı anlaşılırsa, zekâtı geçerli olmaz, yeniden vermesi gerekir.

Kayınvalide ve kayınpeder, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerden olmadığı için, fakir iseler kendilerine zekât verilebilir.

Sadaka, zekâttan daha geniş olarak Allah (c.c.) için gönüllü olarak yapılan her türlü bağış ve infakı içermektedir. Özelde zekât, genelde ise sadaka İslam’ın, bireylerin ve toplumun maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlamada sosyal yardımlaşma aracı olarak devreye soktuğu ekonomik bir sistemi de ifade etmektedir.

Sadakayı cariye, adından da anlaşılacağı üzere bir ırmağın akışı gibi akışı devam eden sadakalar için kullanılır. Vakıf kurma, cami, sebil, çeşme, köprü, medrese yaptırma vb. istifade ettikçe hayrı akmaya devam eden tasadduklar buna örnektir.

Evet, hayır kurumlarına verilen bağışlar sadaka/sadaka-i cariye sayılırlar ve veren insanlar ecir alır. Hayır kurumları da hayra vesile olmanın ecrini alır. Hayır kurumlarının açtırdığı kuyular, yaptırdığı müesseseler, hayırları ulaştırmak için aldığı arabalar, insanları tedavi için kurduğu müesseseler sadaka-i cariye çerçevesi içindedir.

Sadakayı fıtır, borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı mala sahip olan her Müslüman’a vaciptir. Bireyin sadaka-i fıtır ile mükellef olması için öngörülen zenginlik ölçüsü, zekâtta aranan nisaptır. Ancak sadakayı fıtırda, zekâtta öngörülen, malın artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şartı aranmamaktadır.

Sadakayı fıtır, Ramazan Bayramı’nın birinci günü tan yerinin ağarmasıyla vacip olmakla birlikte, Ramazan ayı içinde de verilebilir. Hatta fakirlerin bayram ihtiyaçlarını karşılamaları için, bayramdan önce verilmesi daha iyidir. Ancak Bayram sabahına kadar sadakayı fıtır verilmemiş ise, Bayram günlerinde ödenmesi gerekir. Zamanında ödenmeyip sonraya kalan fitreler ise, mümkün olan ilk fırsatta ödenmelidir.

Hadislerde sadakayı fıtrın miktarı, arpa, hurma veya üzümden bir sâ’ (yaklaşık 2.917 gram) buğdaydan yarım sâ’ olarak belirlenmiştir. Sadakayı fıtrın bu sayılan maddelerden belirlenmesi, o günkü toplumun ekonomik şartları ve beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır. Hz. Peygamber ve sahabe dönemindeki uygulamalar dikkate alındığında, sadakayı fıtır miktarı ile, bir fakirin, içinde yaşadığı toplumdaki orta hâlli bir ailenin hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Buna göre günümüzde sadakayı fıtır, bir kişinin bir günlük normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktar, aynî gıda yardımı olarak verilebileceği gibi, bunun değerinde nakit de verilebilir. Ancak fakirin yararına olanı tercih etmek daha uygundur.

Bütün ibadetlerde olduğu gibi sadakayı fıtır yükümlülüğü de geciktirilmeyip zamanında yerine getirilmelidir. Bununla birlikte zamanında ödenmemişse, bu fitrelerin mümkün olan ilk fırsatta ödenmesi gerekir.

Ülke ve bölgelere göre geçim standartları farklı olduğundan, sadakayı fıtır mükellefinin kendi bulunduğu yere göre bir kişinin bir günlük normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktar üzerinden sadakayı fıtrını vermesi gerekir.

Sadakayı fıtır, zekât verilebilecek kimselere verilir. Zekât verilmesi caiz olmayan kişilere sadakayı fıtır da verilmez.

Bereket Derneği kurban çalışması yaparken öncelikle yapılanın bir ibadet olduğu ve en temel maksadın Allah’ın rızasına ermek olduğu bilinciyle hareket etmektedir. Bu bilinçle gerçekleştirdiği çalışmalarında özellikle dikkat ettiği hususlar ise şunlardır: Hayırseverlerin kurban ibadetlerini yerine getirmelerinde aracı olmak. Bayramı milyonlarca kardeşimizle onlarca ülke ve bölgede beraber eda ederek bir ümmet buluşması gerçekleştirmek. İslam coğrafyasının farklı noktalarındaki insanlar için bir moral, motivasyon ve yaşama sevinci olabilmek. Kurban çalışmasıyla misyonerlerin çalışmalarına karşı bir panzehir etkisi oluşturabilmek. Bölgelerdeki gelişmeleri, kardeş coğrafyalarda yaşananları yerinde gözlemleyebilmek, gelişmeleri takip edebilmek. Bölgelerdeki ihtiyaçları yerinde gözlemleyerek sorunların çözümü için gerekli olan projeleri oluşturarak hayırsever Müslümanların bilgisine sunabilmek. İhtiyaç sahibi insanlara kurban eti sunmak.

  • Vuslat Derneği merkezlerine gelerek hem vekaletinizi verebilir hem de vacip kurban bağışınızı yapabilirsiniz.
  • Online bağış sistemini kullanarak internet üzerinden bağış yapabilirsiniz.
  • Bağışınızı sitemizde yer alan banka hesap numaralarına iletişim bilgilerinizi ve kurban açıklamanızı yazarak havale/EFT ile gönderebilirsiniz.
  • 0536 067 33 84 numaralı telefondan çağrı merkezimize ulaşarak kurban bağışınızı yapabilirsiniz.

2020 yılı Bereket Derneği adak akika şükür kurbanı bağış bedeli yurtdışı 650 TL ve yurtiçi 1200 TL’dir.

Kurban kestirmek isteyen mükellefler kurbanlarının kesilmesi ve etinin ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için belirlenmiş olan kurban bedelini Vuslat Derneği’ne ulaştırırlar. Her şeyde olduğu gibi vekalette de aslolan kişinin niyet ve iradesidir. Kurbanını kestirmek üzere Vuslat Derneği’ne başvuran bağışçı, bu niyet ve iradeyi ortaya koymuş oluyor. Ayrıca sözlü olarak ifade edilmesi şart değildir. Çünkü fiil ve uygulama da bir irade beyanıdır. Ancak iletişim bilgisini iletmiş olan bağışçılarımız aranıp sözlü olarak da vekaletleri alınmaktadır.

Kurban fiyatları, tahmin edilebileceği gibi dünyanın her yerinde farklılık göstermektedir. Kimi bölgelerde Türkiye’deki fiyattan daha düşük, kimilerinde ise daha yüksektir. Fiyatların düşük olduğu bölgelere yapılan kurban bağışlarının artacağı, buna karşın fiyatların yüksek olduğu yerlere yapılan kurban bağışlarının azalacağı tahmin edildiğinden BereketDerneği, stratejik olarak bütün bölgelerden kurban fiyatlarını alıp ortalama bir fiyat belirlemektedir. Tek fiyat uygulamak, fiyatların düşük olduğu bölgelere yoğunlaşmaları engelleyeceği gibi her bölgeye ihtiyaç oranında kurban eti götürebilmeye de olanak sağlamaktadır. Acil ihtiyaç içinde bulunduğu halde kurban fiyatları yüksek olduğu için bağış alamayacak veya çok az bağış alacak birçok bölgeye bu sayede ihtiyaçları oranında kurban gönderilebilmektedir.

Bereket Derneği’nin çalışma yürüttüğü bölgelerde, yıl içerisinde farklı alanlardaki projeleri devam etmektedir. Çalışmalar sırasında partner kuruluşlarımızın da katkılarıyla bölgelerdeki en ihtiyaçlı kesimler belirlenmekte ve faaliyetler daha çok buralardaki sıkıntıların giderilmesi üzerine yoğunlaştırılmaktadır. Bereket Derneği’nin dağıtım programında ilk sırada  medreseler, mülteci kampları, savaş ve doğal afet mağdurları, yetim yurtları, yetim aileleri, yaşlılar, kimsesizler, dullar, toplumun yoksulluk çeken kesimleri, okullar ve hastaneler gelmektedir. Kurban öncesinde her kurban kesim bölgesi için detaylı olarak raporlar hazırlanmaktadır.

Evet kesilen kurbanların vekaletinin verilmesi, kesimi ve dağıtımı gerçekleştirilirken tüm zorlu coğrafi koşullara rağmen video kayıtları alınıp en kısa sürede bağışçılarımıza ulaştırılmaktadır.

Kurban bölgelerinin tespit edilmesinde bölgelerin mağduriyet dereceleri önem arz ediyor. Buna göre; savaş ve kriz bölgeleri, doğal afetlerin yaşandığı ülke ve bölgeler, açlık ve kuraklığın hüküm sürdüğü fakir ülke ve bölgeler, Müslümanların azınlık durumda bulundukları ülke ve bölgeler, ayrıca eğitim çalışmalarının yürütüldüğü okul ve medreseler öncelikli olarak dikkate alınmaktadır.

Evet. www.bereket.org.tr/kurban adresinden bağışınızı gerçekleştirebilirsiniz.

Hayırseverler kurbanlarını BereketDerneği’nin belirlemiş olduğu ülkeler içerisinden dilediklerinde kestirebilirler. Fakat kesim bölgelerini belirlemeyi Bereket Derneği yetkililerine bırakmaları, belli bölgelerdeki yoğunlaşmayı önleme adına daha uygun olmaktadır.

Kurban bağışları, bayramın 1’nci günü saat 18:00’a kadar yapılabiliyor.

Kurban kesmek, akıl-baliğ (akıllı-ergen), dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan bir Müslüman’ın yerine getirmesi gereken mali bir ibadettir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80,18 gr altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir. Dolayısıyla Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakârlığın nişanesi olmak üzere kurban kesmelidir.

Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet verilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ayrıca, çevre temizliği için gerekli tedbirler alınmalıdır. Kesim esnasında hayvanların birbirlerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına özen gösterilmelidir.

2020 yılı Bereket Derneği adak akika şükür kurbanı bağış bedeli yurtdışı 650 TL ve yurtiçi 1200 TL’dir.

Evet. Bereket Derneği aracılığıyla yurtiçinde ve yurt dışında adak akika şükür kurbanlarınızı kestirip, talebe veya ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasına vesile olabilirsiniz.

Bölge koşullarına göre; ihtiyaç sahiplerine, medrese ve okul talebelerine, afet veya savaş mağdurlarına dağıtılmaktadır.

Toggle content goes here, click edit button to change this text.

Toggle content goes here, click edit button to change this text.

Evet kesilen kurbanların vekaletinin verilmesi, kesimi ve dağıtımı gerçekleştirilirken video kaydı alınıp en kısa sürede bağışçılarımıza ulaştırılmaktadır.

Ramazan ayında ihtiyaç sahipleri ve medreselerimiz için yurtiçinde 100 TL yurtdışında 200 TL’ye kumanya bağışında bulunabilir, bir medresenin bir günlük iftarını 1000 TL’ye üstlenebilir, yurtdışında 10 TL’ye bir kardeşimizin iftarını karşılayabilir,  Ayrıca 300 TL’ye bir hafızlık talebesine bayramlık hediye edebilirsiniz.

2020yılı fitre alt sınırı 27 TL olarak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenmiştir. Bereket Derneği’ne emanet edeceğiniz fitreleriniz doğrudan talebeler ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacaktır.

Yurtiçi kumanya bedeli 100 TL, yurtdışı kumanya bedeli 200 TL’dir.

Hafızlık talebelerimize 300 TL’ye web sitemiz üzerinden bayramlık hediye edebilirsiniz.

Gönüllü Ol” bölümünden bilgilerinizi girerek yada 0212 659 28 80 numaralı çağrı merkezimizi arayarak Vuslat Derneği gönüllüsü olabilirsiniz.

Çalışmalarımızın tanıtılması ve geliştirilmesine destek olabilir, iyiliğin-güzelliğin-adil ve faydalı olanın yaşanması ve yaşatılması için gayret edebilirsiniz. Unutma Bereket Derneği elçilerini bekleyen milyonlarca talebe, ihtiyaç sahibi ve savaş-afet mağduru var!

Derneğimizin gönüllüsü olan herkese tanıtım malzemelerimizden gönderebiliyoruz. Bunun için 0212 659 28 80 numaralı çağrı merkezimizi arayarak istediğiniz tanıtım malzemesinin türünü ve miktarını belirtebilirsiniz. Talep edilen malzemeler verilen adrese ulaştırılır.

Dernek merkezlerimiz çalışmalarımıza destek vermek ve bilgi almak isteyen herkese çalışma saatleri içerisinde hizmet vermektedir. 0536 067 33 84 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

Open chat
Powered by